3 Temmuz 2009 Cuma

Ben ve İkili İlişkiler


Blogumu açalı henüz iki gün oldu ama daha kendimden söz etmediğim çarptı gözüme. Biri okur diye değil aslında, bir şeyler karalamak güzel.. Bunun yanında okunma hayalinin de bambaşka olduğunu belirtmek gerek. Tek okuyucumun beni burda yazmaya teşvik eden sevgili Murat Deniz olduğunu da söylemeden geçemiycem:)

1992'nin 6 eylül sabahında Gaziantep Amerikan Hastanesinde dünyaya gelimişim. Daha o günden kendini belli eden sıkılgan kişiliğimle, o daracık yerde dayanamayıp erkenden ışığa kavuştum. Ansızın çıkageldiğim için doğumdan sonra uzun süre çıplak beklediğimde cabası. Elbiselerim evden gelene dek havluya sarılı beklemem hala espri konusu olur evde. İlginç bi dip not daha; tanıdığım kim varsa bu hastanede doğmuş, çok popüler olsa gerek:)

'Değişmeyen tek şey değişimdir' derler; ama 'Can çıkmadan huy çıkmaz' favorim bu konuda. O yıllardan bugüne değişmeyen en önemli özelliğim arkadaşlarıma verdiğim önem oldu. Başta herkesle dost olmaya çalışan yapım, sonradan yediği kazıklardan sonra sadece gerçek dostlarına önem verdi. Bakış açısı değişse de değişmeyen olgular vardır. Duygular gibi.. Baştan sıkıcı olmasın diye bu konuyu irdelemiycem.

Değişmek demişken bir konu daha var değinmek istediğim. 'Bağlanmak'. Arkadaş kazığından daha çok koyar ama yedikçe yiyesi gelir insanın. İlk görüşte aşık oldum deyip gider tanışırsın kızla daha ilk haftadan güven sorunu yaşanır. Sorarsın o da hoşlanıyodur ama eskiden biri fena canını yakmıştır acısı senden çıkar. ''Güvenemiyoruuum''. Hele önce bir tanımaya çalış bakalım. ''Yok! Hepsi aynı nasılsa'' ya da ''Güvenmek istiyorum ama olmuyo, bak sorun sende değil bende'' gibi değişik avutma cümleleri kurulsa da bu saatten sonra çözüm bulmayı sakın iki kişi düşünmeyin yanarsınız. Bu sadece daha da monotonluklaştırmaktan, sıkıcı üzüntülü çekilmez bi zaman dilimi yaşamaktan başka bi işe yaramaz. Kendiniz çeşitli çözümler bulup kendiniz uygulayın, konuşma konusu haline getirmek en aptalcası..

Felaket tellalı gibidir kimisi, her an kötü bi şey olucak sanır. Bütün gün gülüp eğlenin ''Çok güldük başımıza kesin bi iş gelicek'' ile kara bulutlar çöker. Hiç bi sorun yoktur yine ''içimde bi sıkıntı var'' diye günü zehir ederler. İki dakika geç mesaj atınca araya soğuluk girer. Zaten ondan sonra tuvalete telefon taşıma seansları başlar. Duşa giriyorum diye izin istenebilir tabi. Tuvalet öyle mi? Düşünsene bi 'tuvalette işim var uzayabilir' dediğini. Olmaz! Zaten tuvalette kurudur öyle engel de yok, çek çekebildiğin kadar. Ayrıca inanın tuvalette daha yaratıcı mesajlar atılıyo, denedim biliyorum:) Konuşcak konu bulamazsanız tuvalette söyliycek iki çift sözünüz daha olur. Şunu keşfettim, normal insanların özel olarak düşünmek ya da bi iç muhasebe gibi bişey için harcadıkları zaman, bi uykuya dalarken bi de tuvalette! Ordaki o ambians içeri girer girmez bir şeyler getirir akıla ki bu da ilginç bi tez oldu.

Konuyu dağıtmadan ilk görüşte aşktan davam edelim.. Bu hatayı herkes yapar ki burda aşık olunan kızın dış güzelliğidir, hele bi de benim gibi bağlanırsanız ayvayı yediniz. Erkeklerin bu zaafına göre kızın güzelliği bütün kusurlarını örter. Ama kız için öyle değildir, ne kadar yakışıklı olursan ol sıkıcıysan iş bitti! Erkek için susup sürekli bakışmak ve bu şekilde konuşcak konu bulamadığını örtmek sorun değildir, ama kız için öyle mi? Sabahtan akşama kadar bak bak bak arada iki sıkıcı muhabbet ikide iltifat et gün öyle bitsin. Kız için nasıl peki? Yakışıklı olsun o tamam, tamam ama eğer kız arkadaşınız yoldan geçen cafedeki caddedeki duraktaki tatlı oğlanlara oy oy! diyosa işiniz var. Ne kadar çekici yakışıklı olursanız olun artık kendinizden emin olamamakla kalmayıp bu tavırlardan dolayı öyle bi kavga edersiniz ki sonunda o sağlanamayan güven iyi bi oynar yerinden. 2. kural duygusal olsun ama sade duygusallık yetmez ağzı laf yapsın. Ayrıca otoriter kızlar da vardır, onların kuralları vardır ki birini ihlal etseniz ya da etmeseniz bile hakkınızda bi dedikodu çıksa öldünüz siz. Yine güven gitti. Ha nedir o kurallar? 1.si yalan yok, sonra saygı tabi, diğeri de sadakat olur.. Listeyi uzatan kızlar eyvah dedirtir, eğer sallayan bi erkek tipi değilseniz bunların hiç biri sorun değil başkası bulunur elbette, ama seviyorum ölüyorum diyosanız, çok dikkatli olmanız gerek. Örneğin yapılan esprilere dikkat! Kızlar şaka bile olsa hepsinin altında gerçeklik ararlar. Haberiniz olmaz belki ama bi gün bi tartışma sırasında bi söyler kalırsınız öyle.

Senaryolu şakalar diye tabir ettiğim bi şaka türü var. Bi hikaye ya da olay olur içinde.. Ya başınızdan geçmiştir ya da hayalgücünüz geniştir ki kızlar hep başınızdan geçmiş gibi düşünür. Ne kadar anlaşılmasın diye abartıp anka kuşunu getirsenizde olayın özünde ki bi kusurunuz sırtınızdaki sivilce gibi elbisenin altında bekler ve bi tartışma sırasında kirli çamaşırlarınızla birlikte ortaya çıkar.

Kendimden bahsedicem diye başladım ama ilişki yorumlarından öteye gidemedim iyi mi:) İtiraf edeyim bunlar yaşanmış şeyler öyle hayal gücü falan değil. Ama hayal gücümden çok çektiğim anlaşılıyodur heralde. Sadece ilişki değil günlük hayatınızdaki kadınlardan karşılaşabileceğiniz türlü hikayelerden bir kaçı bu. Elbette koca kadın ırkını tek bi kalıpta anlatmak yanlış bunu da belirteyim. Bunun yanında melek gibi olanları olduğu gibi beterin beteri şeklindekiler de mevcut. Yazıyı uzatıp daha fazla sıkmadan burda nokta koyuyorum. Buraya kadar dayanamayan okuyucuma teşekkürümü borç bilirim:) Buraya gelenlerde alınmasın hemen, onları da saygıyla selamlıyorum, bu ilk yayımladığım yazım, umarım beğenmişsinizdir. Katılmadığınız yerler elbet vardır tabi ama yorum yaparsanız sevinirim.

iyi günler...

2 yorum:

  1. Aman efendim ne demek vazifemiz... :)

    Kızlar iyi erkekleri sever, kötü erkeklerle beraber olmak isterler diye bir söz vardır. Bence doğruluk payı var. Benim gibi birininde bu konulara girmesi pek uygun değil zaten.

    Başkaları tarafından okunmak için yazmamanı tavsiye ederim, hayal kırıklığı olabilir. Rahatlamak için yaz en iyisi bu.

    Takip edeceğim bir blog olacak boş bırakma :)

    YanıtlaSil
  2. Yazarken rahatlıyorum tabi, ama kalemi geliştirmekte önemli ve sadece yazarak geliştirilmez bence benim göremediğim senin gördüğün bi kusurum vardır elbet. O yüzden yorum istiyorum.

    yazdığın için çok teşekkür ediyorum..
    mümkün oldukça bakıyorum sevgili blog'uma:)

    YanıtlaSil