
Şu an kuş kadar hafifim.. Ama bi yanım da aksini söylüyo. İnsanlar aynı anda bi kaç parçaya bölünebilir mi? Tabiki de. Yapamadıklarımız için bi taraflarımızı yırtarken yaptım diye rahatladığımız anıları düşündükçe yükseliyoruz nirvanaya. İnsan beş dakika yalnız kalmayagörsün, aklından geçen her düşünce beraberinde kendine bağlı geçmiş kokan ürünlerden getiriyo. Sanki bi konuşma ya da ufak çaplı bi sohbet gibi kafamızın içinde kendimizle konuşuveririz.
Buraya nerden geldim.. Şiir yazıp kızlardan şikayet eden yazılar yazdım. Peki ben neyim? neciyim? Yazıp çiziyorum en doğrusunu ben mi yapıyorum sanki? Peki hatalarını düşünmeden bildiğini okumak, kısacası özeleştirisiz bi yaşam sürmek ne kazandırır ya da kaybettirir?
Ne olduğuma gelirsem, sanırım etrafındaki olayları gözlemleyerek iyiyle kötü ayırmaya çalışan eğlenceli bi hayatın peşinde koşan biriyim. Asiyim, kanım çok hızlı akıyo, her an birine dalasım var. Hem asi hem duygusal olmak kişilik bozukluğu mu yoksa normal mi? Hayatımda her şeyi çizgiyle ayırdığım gibi yaşanılan olaylarıda ayırmış olmayım. Nası mı? Duygusal hareket edilecek olaylar ve içimde çırpınan şeytana havale edeceğim olaylar..
Küçükkenden beri efendiliğimle tanınırım. Bu efendilik başıma çok dert açtı. Efendiliğin kıymetini bilmeyenler nasılsa sesini çıkarmaz diye üstüme geldiler. Bilenler yok mu ? Elbette var. İnsan sıfatlı karakterini tamamlayamamış varlıklar, hep sen misin efendi olan diye ezmeye çalıştılar. Dayanamayıp sesimi çıkardığım zaman da terbiyesiz ilan ettiler. Yaş farkını gözümün önüne sokanlar karakterin ne kadar yaşadığıyla değil bunlardan neler öğrendiğinle şekillendiğini anlayamadılar.
Bugün iyi ki sesimi çıkarıyorum dedim. Hakkını savunmak bu zaman da terbiyesizlik olarak adlandırılıyorsa, aile içinde şekillendirdiğim efendiliği öldürüyorum gitsin. Herkese hakettiği gibi davran ki her gün devletten beklediğimiz demokrasiyi kendi içinde kanıksa..!
Buraya nerden geldim.. Şiir yazıp kızlardan şikayet eden yazılar yazdım. Peki ben neyim? neciyim? Yazıp çiziyorum en doğrusunu ben mi yapıyorum sanki? Peki hatalarını düşünmeden bildiğini okumak, kısacası özeleştirisiz bi yaşam sürmek ne kazandırır ya da kaybettirir?
Ne olduğuma gelirsem, sanırım etrafındaki olayları gözlemleyerek iyiyle kötü ayırmaya çalışan eğlenceli bi hayatın peşinde koşan biriyim. Asiyim, kanım çok hızlı akıyo, her an birine dalasım var. Hem asi hem duygusal olmak kişilik bozukluğu mu yoksa normal mi? Hayatımda her şeyi çizgiyle ayırdığım gibi yaşanılan olaylarıda ayırmış olmayım. Nası mı? Duygusal hareket edilecek olaylar ve içimde çırpınan şeytana havale edeceğim olaylar..
Küçükkenden beri efendiliğimle tanınırım. Bu efendilik başıma çok dert açtı. Efendiliğin kıymetini bilmeyenler nasılsa sesini çıkarmaz diye üstüme geldiler. Bilenler yok mu ? Elbette var. İnsan sıfatlı karakterini tamamlayamamış varlıklar, hep sen misin efendi olan diye ezmeye çalıştılar. Dayanamayıp sesimi çıkardığım zaman da terbiyesiz ilan ettiler. Yaş farkını gözümün önüne sokanlar karakterin ne kadar yaşadığıyla değil bunlardan neler öğrendiğinle şekillendiğini anlayamadılar.
Bugün iyi ki sesimi çıkarıyorum dedim. Hakkını savunmak bu zaman da terbiyesizlik olarak adlandırılıyorsa, aile içinde şekillendirdiğim efendiliği öldürüyorum gitsin. Herkese hakettiği gibi davran ki her gün devletten beklediğimiz demokrasiyi kendi içinde kanıksa..!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder